Barış Bıçakçı fotoğrafına dair açıklama

izafibasın

Bildiğiniz ve çokça konuştuğunuz üzere İzafi Dergisi’nin mayıs-haziran sayısının dosya konusu Sayın Barış Bıçakçı’ydı. Dosyada yer alan metinlerin yanı sıra Barış Bıçakçı’nın fotoğrafını yayımlamamız bazı çevreler tarafından övülürken bazıları tarafından da eleştirilmiştir. Siz okur olarak hangi taraftasınız bilmesek de bu açıklamayı yapmayı gerekli gördük.

Öncelikle yayımlanmış olduğumuz fotoğraf 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nın kataloğunda yayımlanmıştır. Yani evet, yazar yurtdışında bu fotoğrafın yayımlanmasına rıza göstermiştir. Eğer siz bir okur olarak Almanya’da yayımlanmış bir fotoğrafın Türkiye’de bir edebiyat dergisinde yayımlanmasını ‘magazin’ haberi olarak tanımlıyorsanız verecek bir cevabımız bulunmamaktadır.

Ayrıca İzafi Dergisi olarak şimdiye kadar birçok yazarın dosyasını yapmaya gayret ettik. Ve bunların hiçbirinde söz konusu yazarlardan izin almadık. İzin almamızın gerekli olduğunu da düşünmüyoruz. Görünmek istemek ya da istememek ayrı bir konu, ancak –klişe olacak ama- kitabı basılan ve de satılan herhangi bir yazar topluma mal olmuştur. Akademide, bir yapıt  hakkında eleştiri yazılırken yazardan izin almak ne kadar gereksiz ise bizim dosya hazırlarken yazardan izin almamız da bir o kadar gereksizdir. İnatla eleştirmeye devam edecekler için altını çizmek gerekirse Barış Bıçakçı’nın fotoğrafı 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nın kataloğunda yayımlanmıştır. Sizin görmediğinizi size göstermekten öte bir şey yapmadık.

Ancak şunu söylememiz elzemdir ki bu da bir ‘süreç’ idi ve kabul ediyoruz ki biz bu ‘süreç’i iyi idare edemedik. Yaptığımız işin yanlış olmadığının bilinci ve elbette görmek isteyen için büyüklüğü göz önüne alındığında ‘heyecanlı’ olmamız doğaldır. Sonuç olarak bu süreçte   kullanmış olduğumuz dil ve üslubumuzdan dolayı siz okurlarımızdan ve daha önce Avrupa’da yayımlanan fotoğrafını  Türkiye’de yayımladığımız için bize kırılmış ise Sayın Barış Bıçakçı’dan –ki şimdiye dek  herhangi bir eleştiri gelmemiştir- özür dileriz.

Barış Bıçakçı okurları ve sevenlerine duyurulur.

Saygılarımızla

İZAFİ DERGİSİ EKİBİ

Reklamlar

3 thoughts on “Barış Bıçakçı fotoğrafına dair açıklama

  1. Bıçakçı’dan daha beter BIÇAKÇIlar var bu memlkette. Keselim, doğrayalım, parçalayalım, öldürelim, yok edelim. Aman sakın bir tanecik bile ot bitmesin, çiçek açmasın, hayat daha güzel ve anlamlı olmasın üretimlerle. kendi alanımda da karşılaşıyorum bunlarla ve tedirginlik gösteren ama diyenlere hep şunu söylüyorum ısrarla: “FESADIN SONU YOKTUR” Sen bir lafı üzerine düzeltme yapmaya kalkışıresın, o başka bir şey bulur, İZİN aledınız mı kardeşim durumu da tam da açıkladığınız gibi, behzatcasını diyorum “ne izni la!” izinli, el vermeli, icazet göstermeli, fermanlı iş mi yapılır. Ancak şu olabilir, üsluptur, olmayabilir de keyfi bir tavırdır. Kendisine e – osta veya şifahen ulaşılır “hakkınızda bir dosya hazırlıyoruz, bir röportajla veya yazıyla katılmak ister misiniz?” dğiye sorulur. Bu talep-bilgi’dir. İzin isteği değildir. nazikanede bilgilendirmiş olursunuz yazarı. Hiç bir aklı başında yazar da bu talep-bilgi karşısında “Siz benden izin aldınız mı ki hakkımda dosya yapıyorsunuz bakim…” demez. Çünkü süreç artık onun kontrolünde değildir. Bir yazar (sanatçı) ancak ben hiç röportaj vermem, hiç bir etkinliğe, imza törenine katılmam, ben hatta kim olduğumun bilinmesini bile isteme diyebilir (Var böyle yazarlar biliyoruz) O kadar ! Kişisel hayatını ne kadar ifşa edeceği veya etmeyeeği özlük hakkıdır ama eserleri üzerinden çalışmalar yapılması engellenemez. Ha tabi bir fotoğraf çekilmiş ve siz bunu kamusal alandan araştırma ile bulup çıkarmış ve yeniden değerlendirmişseniz buna ancak aferin denir. Fotoğrafı aile albümünden araklamadığınız sürece kimsenin GIK demeye hakkı yoktur. SONSÖZ: ORMAN tek tek ağaçların toplamından oluşur. Anladın sen onu 🙂

  2. Sevgili İzafi Dergisi, bu süreci yönetememekle alakalı tespitinizde tamamen haklısınız. Ben de bu süreci başından beri takip ediyorum . Eleştirileri kaale almamanızı ve duyarlı insanlara gerekli hassasiyetle yaklaşmamanızı üzülerek izledim. Hatta bu süreçte öylesine garip çıkışlar yaptınız ki bir edebiyat dergisi çıkardığınıza inanmam uzun zaman aldı. Konuyla alakalı bir hafta bekleyip yaptığınız yorum da maalesef yine tatmin edici olmaktan çok uzak.

    Öncelikle bastığınız fotoğrafı Türkiye’de ilk kez yayımlayan dergi siz değilsiniz. Gidip “Almanya’da basılıyor, Türkiye’de basılmasına neden ses ediyorsunuz” diye çıkışmanız anlamsız. Olayı bu kadar “mesele” (size bir ipucu) haline getirmemizin sebebi bunun yapılış şekli. Siz twitter üzerinden “hem de fotoğrafı var” diye tanıtım yaptığınızda canımın ne kadar sıkıldığını tarif etmem için dergi çıkartmam gerekebilir! Yazınızda defalarca belirttiğiniz üzere bir yazar üzerine dosya yapmanız için izin almanıza gerek yok. Zaten kimse “neden Barış Bıçakçı üzerine yazı yazıyorsunuz” diye sormadı. Böylesi bir cevap olayı saptırmak oluyor. Görünmemeyi tercih etmiş bir yazarın fotoğrafını kendisinden izin almadan yayımlıyorsunuz ve twitter’da insanlar “Ankara’da artık daha dikkatli yürüyeceğim, görünce boynuna sarılacağım” vs. yazıyor.

    Belirttiğim gibi fotoğraf daha önce de yayınlandı ancak yayınlayan dergi bunu günümüzün içi boş internet dünyasında reklam etmediği için ve okur kitlesi yazarların boynuna sarılmak yerine kitaplarına sarılmayı tercih ettiği için büyük bir sorun olmadı. Ancak siz bu tarz bir tanıtımla derginizi alakasız insanlara da pazarladınız. Bunu para kazanmak için yapmadığınıza eminim. Bu durumun dergi çıkartmanın coşkusundan kaynaklandığını ve yanlış yaptığınızı düşünüyorum ancak bu süreçteki tavrınız için oturup ciddi ciddi düşünmeniz gerekiyor.

    Gelelim Frankfurt Kitap Fuarı Kataloğu’na. Kataloğu incelediyseniz fuara katılan tüm yazarların fotoğrafı olduğunu fark etmişsinizdir. İletişim Yayınları ile irtibata geçseydiniz bu fotoğrafın yazarın izniyle mi yoksa mecburiyetten mi yayımlandığını öğrenebilirdiniz. Yani “Yani evet, yazar yurtdışında bu fotoğrafın yayımlanmasına rıza göstermiştir.” cümlenizin doğruluğunu onaylatabilirdiniz ve böyle bir cümleyi yazmazdınız. Son olarak Barış Bıçakçı’dan bu konuda bir eleştiri gelmediğini söylemişsiniz. Dosya konusu yaptığınız bir yazarı daha iyi tanımanız gerektiğini söyleyebilirim.

  3. Semih Gümüş’ün hazırladığı “Dikkat Kırılacak Eşya” öykü derlemesinde de fotoğrafı varmış meğer…

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s